Biz, sahnenin, performansın ya da yaratıcı süreçlerin yalnızca tekrar eden formlar değil; dönüşebilen, çoğalabilen güven ve adaletle yeniden kurulabilen alanlar olduğuna inanıyoruz. Adil ve özgürlükçü dramaturjiyi, yalnızca temsilde değil, üretim süreçlerinde, karar alma biçimlerinde ve ilişkilerde eşitliği savunan bir zemin olarak görüyoruz. Gücün tek elde, birkaç sahnede ya da birkaç kişi üzerinde toplanmadığı; yaratıcıların kendilerini ifade edebilmek için daha iyi alternatifler bulabildiği imkanlar üzerine düşünmek istiyoruz. Sözün ve emeğin paylaşıldığı bir sektör ve üretim alanı tahayyül ediyoruz.
Yaratıcı üretim, yalnızca sahnede, ekranda veya bir alanda görünenden ibaret değildir. Işık, ses, dekor, kostüm, tasarım, dramaturji, prodüksiyon ve diğer birçok unsur bir işin seyirciyle buluşma biçimini özel kılar; yani görünmeyen tüm katmanlar işin ayrılmaz parçalarıdır. Yaratıcı üretim, kolektif bir organizmadır ve bu organizma ancak yetkin, uyumlu ve birbirinin alanına saygı duyan ekiplerle gerçekten güçlenir. Doğru eşleşmelerle kurulan ekiplerin, üretimi hem sanatsal hem de insani olarak ileri taşıdığına inanıyoruz. Sahnenin, ekranın ve dijital işlerin artık daha iyisini hak ettiğini düşünüyoruz. Yapay zekâ, görüntü teknolojileri, dijital sahneleme ve yeni medya; insan yaratıcılığını bastıran değil, onu açan araçlardır. Bu teknolojileri öylesine bir gösteriş unsuru olarak değil, anlatıyı derinleştiren, bedenle ve mekânla yeni ilişkiler kuran imkânlar olarak kullanmayı önemsiyoruz. Yenilikten korkmayan, denemeyi göze alan eski ve yeninin iyi unsurlarına odaklanan hibrit bir üretim dilini savunuyoruz. Aynı zamanda adil olmayan tekelleşmelere, kapalı devre yapılara ve görünmez eşiklere karşı duruyoruz. Kişileri kayırmanın, kapalı listelerin ve güce dayalı seçme pratiklerinin sanatsal üretimi zayıflattığını biliyoruz. Bu yüzden açık, şeffaf ve eşitlikçi üretim süreçlerini; liyakate, emeğe ve potansiyele dayalı değerlendirmeleri destekliyoruz. Herkes için erişilebilir ve güvenli alanlar yaratmayı bir ilke olarak görüyoruz. Bizim için kolektiflik, yalnızca birlikte üretmek değil; karşılıklı güveni canlı tutmak, birlikte sorumluluk almak, birlikte öğrenmek ve birlikte dönüşmektir. İçeride ya da dışarıda, sahnede ya da sahnesiz; yaratıcı üretimin özgürleştiği, sınırların ve imkânların yeniden düşünüldüğü bir alan kurmak istiyoruz. Senkronlar olarak; odağımızdaki yaratıcı üretimler için gereken yetkinlikleri, doğru insanları ve uyumlu ekip yapılarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz.
Bu manifesto, Senkronlar’ın üretim anlayışını ve temel ilkelerini tanımlayan canlı bir metindir. Zamanla değişmeye, gelişmeye ve üretim süreçleriyle birlikte yeniden düşünülmeye açıktır.
SENKRONLAR DAİMA EMEK VERENİNİ DESTEKLER VE HATIRLAR, ZAMANI GELDİĞİNDE YANINDA DURUR.

